Biz Sizi Arayalım

divider

TANINMIŞ MARKA (556 SAYILI KHK IŞIĞINDA)

separator

TANINMIŞ MARKA (556 SAYILI KHK IŞIĞINDA)

/ 0 Comments /

MARKA

556 Sayılı KHK’nin 5. maddesi uyarınca “Marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dâhil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri içerir.”

Buna göre marka her şeyden önce, bir teşebbüsün mallarını ve/veya hizmetlerini başka teşebbüslerinkinden ayırt etmeyi sağlayan bir “işaret”tir. Ancak tanımdan da anlaşılacağı üzere her işaret marka olamaz. Marka olabilecek işaretin, çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen bir işaret olması ve daha da önemlisi ayırt edici karakteri haiz bulunması gerekir.

Bu durumda markanın işlevi ne olabilir diye sorduğumuzda öncelikle

–    Ayırt etme işlevi,

–    Köken belirtme işlevi,

–    Kalite ve Garanti (Güven) İşlevi,

–    Reklam işlevi

Olduğunu belirtmek gerekir. Bu anlamda 556 Sayılı KHK hükümleri incelendiğinde markanın özellikle aynı sınıflarda tescilli özdeş bir marka ya da benzer bir marka ile karıştırılma tehlikesine dayanarak korumanın ayırt etme ve köken belirtme açısından korumanın kapsamlarını düzenlendiğini ve bu temel üzerinde KHK’ nin biçimlendiğini söyleyebiliriz.

Tanınmış markayı incelemeden önce Doç. Dr. Arslan Kaya’nın Marka Hukuku kitabına göre markanın türlerini; Yasaman’ın Marka Hukuku kitabına göre de markanın sınıflandırılmasını şemalandırmak istedim.

TANINMIŞ MARKA

Tanınmış marka kavramı, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’den önce de Türk Hukukuna yabancı bir kavram değildir. Zira 551 sayılı Markalar Kanunu’nun “Tanınmış Markalar” kenar başlıklı 11. maddesine göre;

” Memleketimizde tescil edilmiş olan dünya veya memleket çapında tanınmış yabancı veya yerli markaların ve benzerlerinin başka emtia ile tescili tanınmış marka sahibinin izni ile mümkündür.

Birinci fıkraya aykırı olarak tescil yapılmış olması halinde, tanınmış marka sahibi ve bu yüzden zarara uğramış olan her ilgili kişi tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde tescilin terkinini talep ve dava edebilir.

Markanın tescilinde suiniyet mevcut ise terkin davası müddete bağlı değildir”.

Görüldüğü üzere, Markalar Kanunu’nun 11. maddesine göre Türkiye’de tescil edilmiş olup da; dünya veya ülke çapında tanınmış olan markaların sahipleri izin vermediği sürece başka mallar için tescili mümkün olmadığı gibi; her nasılsa tescil edilmiş ise tanınmış marka sahibi ile bu yüzden zarara uğramış olan her ilgili tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde tescilin terkinini talep ve dava edebilmekteydi.

Markalar Kanunu’nun 1. ve 3. maddesi birlikte değerlendirildiğinde hizmet markalarının tescili ve bu Kanun’la korunması mümkün olmadığından, tanınmış hizmet markalarının 11. madde uyarınca farklı hizmetler için korunması olanağı da bulunmamaktaydı. 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile, 551 sayılı Markalar Kanununun 11. maddesine benzer biçimde, tanınmış markalarla ilgili koruma, hem marka tescilinde ret için mutlak nedenler (KHK 7/i) ; hem nispi nedenler (KHK 8/IV); dolayısıyla hükümsüzlük halleri [KHK 42/I(b)]; hem de marka tescilinden doğan hakların kapsamı çerçevesinde, marka sahibine sağlanan tekel hakları içerisinde yer almıştır [KHK9/I(c)].

Tanınmış marka için birçok terim kullanılmaktadır. Maruf marka, tanınmış marka, iyi tanınan marka, dünyaca tanınan marka, uluslar arası tanınan markalar.

Tanınmış markanın ne olduğu genellikle kanunlarda tanımlanmamıştır. Bunun sebebi, tanınmış markanın her somut olaya göre farklılık göstermesi ve önceden belirlenmiş kriterlere uymamasıdır. Tanınmış markanın tespiti için, mahkemeler ve doktrin tarafından bazı unsurlar tespit edilmiş ve kriterler ortaya konmuştur. Ancak bunlar arasında bir birlik olduğu söylenemez. 556 sayılı KHK’ de tanınmış markanın tanımı verilmemiştir. Bunun yanında, KHK ‘nin 7/1. maddesinin (i) bendinde; “Paris Sözleşmesi’nin 1. mükerrer 6. maddesine göre tanınmış markalar”  denilmiş; 8/4. maddesinde ise “markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi” ifadesi kullanılmıştır.

Tanınmış marka için çeşitli terimler tercih edildiği gibi, markanın tanınmışlık derecesine göre de sınıflandırma yapılmakta ve buna göre de farklı terimler kullanılmaktadır. Bir marka kullanılmakla ayırt edici nitelik kazanır, giderek markanın ayırt edicilik niteliği artar ve mal ile marka özdeşleşebilir. Normal bir marka, belirli bir çevre ve bölge içinde tanınırsa “maruf marka”; tanınma yurt düzeyi veya yurt dışına taşarsa “umumen malum marka”, “toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış marka”, “çok tanınmış marka”, “uluslar arası marka”, “dünya markası” sı olarak adlandırılır.

Maruf marka deyimi, daha çok belli bir ticari muhit içinde tanınan ve belli bir alıcı çevresinin dışına çıkamayan markaları ifade eder. Tanınmış marka deyimi ise geniş ya da çok geniş halk kitleleri tarafından bilinen markaları ifade eder.

Markalar arasında “tanınmış marka” kategorisinin belirmiş olması ve önem kazanmasının nedenleri üç grupta toplanabilir. Bunlardan ilki, dünya ticaretinin şimdiye kadar görmediğimiz bir oranda genişlemesi, hız ve yoğunluk kazanmasıdır. Bu olay, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra başlamıştır. Ulaşım vasıtaları büyük miktarların nakline imkân verirken üreticiler yabancı tüketicileri de göz önünde tutarak üretimlerini planlamaktadırlar. İkinci neden ise, çağdaş ekonominin artık seri üretim olgusuna dayanmasıdır. Sınaî ve teknik alanda gözle görülür bir şekilde standartlaşmaya gidilmiştir. Üretici bundan dolayı mamullerini popüler hale getirerek mümkün olduğu kadar geniş bir müşteri çevresine yaymaya çalışmaktadır. Üçüncü neden de, reklamcılığın günümüze ulaştığı etkidir. Reklam yolu ile mamuller kolaylıkla tanınmakta ve geniş halk kitlelerine ulaşmaktadır. Buna çağımızdaki iletişim ağının gelişmiş olmasını da eklemek gerekir. Görsel ve yazılı medyanın ulaştığı önem ile internetin insanların günlük hayatına girmesi bilgi akışını yaygınlaştırmaktadır.

Becker’e göre, bir markanın tanınmış olması müşteri, akraba ya da düşman olmaları, sınıf kültür, yaş farkı gözetmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından tanınması demektir. Bunun gibi, belli bir mamulü belirtmek için halk arasında o markanın günlük konuşmaya girmiş olması gerekir.

Troller tanınmış markanın özelliklerini şöyle sıralamaktadır: Birdenbire doğan, düşünmeden veya bir hatıranın yardımı ile fikirlerde uyanmayan, refleks halinde ortaya çıkan bir işaret. Marka bazen ticari ortamda ve o mal ile ilgilenen alıcılar çevresinde üstüne konulan malın simgesi olur. Buna karşılık eğer bu marka, bu çevreler dışında da aynı mallar bakımında tanınırsa markanın tanınmış marka derecesine yükseldiği söylenebilir.  Markanın bu niteliğe sahip olabilmesi için bir işletmeyi veya mamulleri simgelemesi ya da yüksek bir kaliteye sahip olduğunun büyük halk kitleleri tarafından kabul edilmeleri gerekir. Buna göre tanınmış markanın iki fonksiyonu vardır. Bunlardan ilki her markada olduğu gibi diğer rakip mallardan kendi malını ayırt etmesi, diğeri ise, her türlü rekabet kaygısı dışında yüksek bir kaliteyi temin etmesidir.

Arkan, Marka Hukuku adlı eserinde bu konuda şu fikirleri ileri sürmüştür:

“Tanınmış markadan” söz edilebilmesi için reklam gücü yüksek, kalite sembolü haline gelmiş bir markanın, sadece o markayı taşıyan mal ya da hizmetlerle ilgili çevre içinde değil bu çevre dışında, o mal ya da hizmetle ilgisi olmayan kişilerce de bilinmesi gerekir.

Arkan, ayrıca Ticari İşletmeler Hukuku kitabında:

“Tanınmış marka, sadece ilgili tacirler ya da malın alıcıları tarafından değil o malla ilgisi olmayanlar tarafından da bilinen markalardır. Bu tür markalar, tescilli mal ya da hizmetlerin kapsamını aşmışlar ve başlı başına bir kalite sembolü olarak reklam aracı haline gelmişlerdir”

Poroy/Yasaman, “Ticari İşletme Hukuku” adlı eserinde tanınmış marka için şu tanımı yapmıştır:

“Markanın ilgili tacirler ya da o malın alıcıları değil, bu mal ile ilgili olmayanlar tarafından da bilinmesi halinde tanınmış markadan bahsedilebilir. Tanınmış marka, maruf marka karşısında daha kapsamlı, ekonomik yönden daha önemli bir kavram olarak karşımıza çıkar. Bir markanın tanınmış olduğunu söyleyebilmek için, markanın konulduğu mamulün birden bire düşünmeden ve bir hatıranın yardımı ile hatırlamadan, refleks halinde düşünülmesi gerekir. Genellikle tüketicinin zihninde bir fikir uyandıran marka tanınmışlık derecesine ulaşmış demektir. Örneğin “Murat” Türkiye’de, “Mercedes” bütün dünyada otomobil markasını ifade eder

Nomer, İsviçre Federal Mahkemesi’nin 24 Mart 1998 tarihli “Nike” markası ile ilgili kararı ve İsviçre Markalar Kanunu’nun gerekçesi ile beraber, tanınmış markanın şu özelliklerini saymıştır:

Markanın üstün bir ticari değere sahip olması

Markanın sahip olduğu reklam gücünün sadece kendi geleneksel mal ve hizmetlerin değil, başka mal ve hizmetlerin pazarlanmasına da elverişli olması

Markanın sadece kendi mal ve hizmetlerin alıcıları tarafından değil, bunlar dışında da geniş bir halk kitlesi tarafından da tanınması

Markanın aynısının piyasada kullanılmıyor olması.

Bir markanın tanınmış sayılabilmesi için markanın üzerine konulduğu malın ve hizmetin yöneldiği tüketici çevresinde veya ilgili sektörde tanınması yeterlidir. Bir marka tescilli olduğu ülke çapında tanınmış olabileceği gibi, uluslar arası düzeyde de tanınabilir. Bu tip markalara “dünyaca tanınmış marka” denir. Coca-cola, Malboro, Christian Dior, Mercedes buna örnek olarak gösterilebilir. Buna karşılık, bazı markalar toplumun büyük çoğunluğu tarafından bilinmemesine karşın, sadece ilgili tüketici çevre veya ilgili alıcılar çevresinde de tanınabilir. Bu tür markalar daha çok teknik alanlarda kendini gösterir. Örneğin “Remington” marka av tüfekleri dünyaca ünlüdür; fakat bu markayı yalnızca avcılar ve bu ürünü satan çevre tanır. Bu hal, söz konusu markanın “dünyaca tanınmış marka” olmasını engellemez.

Tanınmış marka tescil edildiği ülkede ve ülke dışında asgari ilgili çevrede bilinen, giderek bilinirlik ölçüsü ülke içinde ve dışında ilgili çevreleri de aşan, zamanla tescil edildiği mal ve/veya hizmeti ayırt etme yanında onu da aşarak başlı başına bir kalite ve reklam aracı haline gelen, kullanıldığı takdirde farklı mal veya hizmetler bakımından etkilerini doğurabilecek markadır. WIPO ve TPE ‘ nin kriterleri dikkate alındığında uzun tarihli geçmişi, dünyada yaygın tescili, üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetin pazar payının niteliksel ve niceliksel yaygınlığı ve fazlalığı, promosyon çalışmaları gibi bir dizi etki ve sebeple tanınmış hale gelebilir.

YARGITAY 11. HD’nin “Jump” markası ile ilgili kararında, kriterler konusundaki değerlendirmesi şöyledir: “…..Bu nedenle markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe bilinme durumunun dikkate alınması, toplumun önemli bir kesiminde belirli bir mal ve hizmete ilişkin olarak gerekli çağrışımı yapabilmesi, en azından o markanın kullanıldığı, emtiaları tüketen orta düzeydeki alıcılar açısından tanınması, emtia söylendiğinde akla o markanın gelmesi, ait olduğu sektörde iyi bilinen ve geniş dağıtım, pazarlama ağına sahip olması gibi özellikleri taşıması gerekmektedir” (11.HD’ nin 26.02.2004 tarih ve E2003/7150, K.2004/1792 sayılı kararı)

Bir markanın tanınmış olarak kabul edilebilmesi için doktrin ve mahkemeler bazı kriterler tespit etmiştir. Bu kriterlerden belki de en önemlisi ve belirleyicisi, bir markanın menşe ülkesinin dışında da tescil ettirilmesidir. Bir markanın, kendi ülkesinden başka ülkelerde de tescil ettirilmesi, ekonomik gücünün arttığı, bu markalı ürünlerin bu ülkelerde de pazarlandığı ve markanın daha büyük kitlelere hitap etmesi anlamına gelir ve markanın birden çok ülkede ya da uluslararası kuruluşlar nezdinde tescil ettirilmesi, o markanın tanınmışlığına delalet eder.

Markanın tanınmışlığı sadece tescillerin fazlalığı ile belirlenmemektedir. Bunların dışında da bazı kriterler vardır. Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı yayınladığı bir tavsiye kararında tanınmış markalar için bazı kriterler tespit etmiştir.

Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı tarafından 120 üye ülkenin katılımı ile 20-29 Eylül 1999 tarihinde yapılan Yönetim Birimleri toplantısında:

A/34/13 no’lu doküman taraf ülkelerce benimsenmiştir. Bu doküman kapsamında WIPO’ YA taraf 120 ülke özetle26.;

“1-a) Taraf ülkelerin idari ya da yargı açısından yetkili kuruluşlarının, herhangi bir markanın tanınmış marka olmasına karar verirken, markanın tanınmasına( bilinmesine) destek olan her durumu dikkate alacakları,

1-b) taraf ülkelerin idari ya da yargı açısından yetkili kuruluşlarının, herhangi bir markanın tanınmış marka olmasına karar verirken bunlarla sınırlı olmamak üzere;

* Halk arasında ilgili sektörde söz konusu markanın bilinme ya da tanınma derecesi

* Söz konusu markanın kullanım süresi, derecesi ve coğrafi bölgesini

* Söz konusu markanın uygulandığı ürün ya da hizmetlerin fuar veya sergilerdeki tanıtımları, reklam ve sunumlarının süresi, derecesi ve coğrafi bölgesini,

* Söz konusu markanın tanınması ya da kullanımını etkileyen başka tescillerin ve /veya tescil başvurularının süresi ve coğrafi bölgesini,

* Söz konusu markanın haklarının etkili korunmasının kayıtları ve özellikle taraf ülkelerin idari ya da yargı açısından yetkili kuruluşlarının markayı tanınmış marka olarak tanımalarının derecesini,

* Marka ile özdeşleşen değeri dikkate alacaklarını benimsemiştir.”

Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ve yargı kararları bir markanın tanınmış marka olabilmesi için taşıması gereken kriterleri belirlemiş bulunmaktadır. Söz konusu kriterler 18(on sekiz) ana başlık altında toplanarak Türk Patent Enstitüsü tarafından ilan edilmiştir:

Markanın tescilinin ve kullanımının süresi (markanın tarihçesi hakkında ayrıntılı bilgi),

Markanın tescilinin ve kullanımının yayıldığı coğrafi alan ve kapsam. (Yurt içi ve yurt dışı tesciller nelerdir?)

Markanın üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetin piyasadaki yaygınlığı, pazar payı, yıllık satış miktarı nedir?

Markaya ilişkin promosyon çalışmalarının (özellikle de Türkiye’deki promosyon çalışmalarının) özellikleri nelerdir? (Promosyonun süresi, devamlılığı, yayıldığı coğrafi alan, kapsam, promosyona harcanan para, promosyonun niteliği (TV reklamı, yerel gazete ilanı, sadece çocuk sahiplerine yönelik yapılan tanıtım vs.)

Reklam niteliğinde olmayan ancak markanın tanıtımına faydalı olabilecek nitelikte faaliyetler var mıdır? (Gazete, dergi, TV vb. medya organlarındaki yayınlar, markalı ürünlerin fuarlarda teşhiri vb.)

Markanın tanınmışlığını gösteren bir mahkeme kararı var mıdır veya marka sahibinin markasını koruma yolundaki etkin çabaları nelerdir? (Tanınmışlık kararı dışında, verilmiş mahkeme kararları, halen devam etmekte olan marka, haksız rekabet davaları, İtiraz sayıları vb.)

Marka ne derece orijinaldir, markanın ayırt edicilik niteliği nedir?

Markanın tanınmışlığına ilişkin yapılmış kamuoyu araştırmaları varsa bunların sonuçları.

Markanın sahibi firmaya ilişkin özellikler (firmanın büyüklüğü, çalışan sayısı, ödenmiş sermayesi, cirosu, karı, yurt çapında ve yurt dışında sahip olduğu dağıtım kanalları: şubeleri, bayilikleri, servis ağı, ödediği vergi, ihraç miktarları, piyasasına hakimiyeti vs.),

Marka üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetle özdeşleşiyor mu? Marka kelime veya şekil olarak görüldüğü anda refleks olarak belli bir ürünü çağrıştırıyor mu? Marka üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetle ilgili olarak belli bir kaliteye veya statüye işaret ediyor mu?

Markayı taşıyan ürüne veya marka sahibi firmaya ilişkin olarak alınmış belgeler, ödüller (TSE, TSEK, ISO vb. kalite belgeleri, kalite ödülü, çevre ödülü, mavi bayrak vs.) var mı?

Markayı taşıyan ürünlerin dağıtım kanalları (marka sahibi firmanın kendine ait dağıtım kanallarının dışında) ve söz konusu ürünlerin ithalat ve ihracat olanakları nelerdir’?

Eğer marka bir satışa konu olmuşsa, marka üzerinde kıymet takdiri yapılmışsa markanın parasal değeri nedir? Markanın parasal değeri, marka sahibinin yıllık bilançosunda gösterilmiş midir?

Marka tescillerinin kapsadığı mal ve/veya hizmet portföyünün genişliği nedir? (örnek: sadece “gazozlar” için tescilli bir marka ile, tüm elektronik eşyaları içine alan bir tescil.)

Marka halk nezdinde tanınan bir marka ise bu tanınmışlık düzeyini ne kadar süredir korumaktadır?

Markanın tanınmışlığından ötürü, bu niteliğine yönelik tecavüz fiilleri var mıdır? Marka üçüncü kişilerce taklit ediliyor mu? (Markaya benzer başvuruların yoğunluğu, markanın piyasada haksız yere üçüncü kişilerce kullanılıp kullanılmadığı vs.). Marka üçüncü kişilerce kullanılmakta ise bu kullanım, şekil ve üzerinde yayıldığı coğrafi ve ticari alan itibariyle tanınmış marka sahibine zarar veriyor mu?

Marka, üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetin niteliği itibariyle (Örnek: araba markası ile çiklet markası) veya potansiyel ve fiili kullanıcı kitlesinin niteliği itibariyle (doktorlara yönelik bir ürün ile çocuklara yönelik bir ürün markası) tecavüze açık mı, değil mi?

Yukarıda sayılanların ispatına yönelik olan veya bir markanın tanınmış olduğunun ispatına yönelik her türlü belge.

Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı’nın 20-29 Eylül 1999 tarihinde yapılan Yönetim Birimleri toplantısında ayrıca;

“1-c) Herhangi bir markanın tanınmış olup olmadığına karar verecek olan yetkili otoritelere bir rehber ya da yardımcı olmak üzere yukarıda sayılan faktörlerin; önkoşullar olmadığı, bazı durumlarda tümünün bazı durumlarda da bir kısmının yeterli olduğu, kimi durumlarda ise yukarda sayılanların hiçbirinin değerlendirilmeyip bunların dışındaki etkenlerin değerlendirilerek tanınmışlık kararı verilebileceği, bu tür ek etmenlerin tek başına ya da yukarıda sayılanların bir veya birkaçı ile birlikte dikkate alınabileceği benimsenmiştir.

YARGITAY KARARLARINA GÖRE TANINMIŞ MARKA

Türk Yargıtay’ının yerleşik içtihatlarında, uluslararası hukuka uygun yorumlar yapılmakta ve Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesinin uygulamasında tanınmış marka, belli bir kesim veya ilgili çevrede tanınmışlık olarak anlaşılmakta ve uygulanmaktadır:

Yargıtay 11. HD’ sinin 24.03.2003 tarihli kararında tanınmış marka için şu tanım verilmiştir:

“Tanınmış marka, bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde marufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan çağrışımdır”

“Tanınmış marka kavramı ile bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunmuş markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurtiçi veya yurtdışında ilgili çevrelerce bilinen Paris Sözleşmesi’ne üye devletlerden birinin vatandaşına veya o ülkelerden birinde yerleşik olan ya da ticari veya sınaî işletmeye sahip kişilere ait bulunan markalar kastedildiği “

Anlaşılmalıdır.

TANINMIŞ MARKALARIN AYNI MAL VE HİZMETLERDE KULLANILMASI

Tanınmış markalar, mal ve hizmetle ilgisi olamayanlar tarafından da bilinen, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli olduğu mal veya hizmetten bir ölçüde bağımsızlaşan, benzer veya farklı mal veya hizmette kullanılması durumunda da alıcılar nezdindeki bilinirliği ve oluşturduğu güven sebebiyle kullanana ekonomik fayda sağlayabilecek marklardır. Tanınmış markaların aynısı veya benzeri, kullanıldığı veya tescil edildiği mal veya hizmetlerle ilgili olarak bir başkası tarafından tescil edilemez.

Tanınmış markalar hem mutlak hem de nispi ret sebepleri arasında sayılmıştır. Ancak, tanınmış markalar bakımından mutlak ret sebepleri ile nispi ret sebepleri arasında fark mevcuttur.

Tanınmış markanın aynı veya benzer mal ve ya hizmetlerde kullanılması mutlak ret sebebi teşkil eder. TPE bu hususu re’sen nazara alacağı gibi, onun nazara almaması halinde tanınmış marka sahibi tescil başvurusuna karşı itirazda bulunabilir. Markanın tescil edilmiş olması halinde ise, tanınmış marka sahibi markanın KHK’nin 42. maddesine göre hükümsüzlüğünü talep edebilir. Hükümsüzlük kararı üzerine marka sicilden terkin edilir.

Aynı veya benzer mal veya hizmet kavramı KHK’nin 7/1 b maddesinde incelenmiştir. Aynı veya benzer mal ve hizmet kavramları TPE’nin 2001/2 no’lu Tebliğinde belirlenen mal ve hizmet sınıflandırılması ve alt gruplara göre belirlenebilir.

Tanınmış markanın aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılması mutlak ret sebebi iken, bu markanın farklı mallarda kullanılması mutlak ret sebebi olarak kabul edilmemiştir. Tanınmış marka (toplumda tanınmışlık düzeyine erişmiş marka) farklı ürün veya hizmetlerde kullanıldığında, bu kullanım haksız bir yarar sağlıyorsa veya markanın itibarına zarar veriyorsa ya da markanın ayırt edici karakterini zedeliyorsa tanınmış marka sahibinin bunu engellemesi mümkündür. Bu hal nispi ret sebebi olarak düzenlenmiştir.

556 sayılı KHK’nin 7. maddesinin (ı) bendine göre Paris Anlaşmasının 1. mükerrer 6. maddesine göre tanınmış marka, marka tescilinde mutlak ret sebepleri arasında sayılmıştır. Tescilde mutlak ret sebebi olarak belirtilmesine rağmen tescil gerçekleşmişse, tanınmış marka sahibi KHK’nin 42. maddesine göre markanın hükümsüzlüğünü tescilden itibaren 5 yıl içinde isteyebilir. Markanın tescilinde kötü niyet varsa, iptal davası süreye bağlı değildir.

Paris Anlaşması ile sözleşmeye katılan ülkeler tüzel kişiliği haiz bir birlik oluşturmuşlardır. Birlik ülkelerinden her birinin vatandaşları, diğer bütün birlik ülkelerinin sınai mülkiyetin korunmasıyla ilgili kanunların vatandaşlara tanıdığı veya ileride tanıyacağı menfaatlerden, bu Anlaşma ile öngörülmüş haklara zarar vermemek kaydıyla istifade ederler. Haklarına gelecek her türlü tecavüze karşı o ülke vatandaşlarına konmuş şekil ve şartları yerine getirmek kaydıyla onların sahip olduğu aynı korumaya sahip olurlar ve aynı kanuni yollara başvurabilirler. Bunun için korumanın istendiği ülkelerde ikametgah veya müesseseye sahip olma şartı aranmaz.

Bu duruma göre yabancı tüzel kişi, Türkiye’de 556 sayılı Kanunu’nun kapsamından yararlanabilecek ve bir Türk vatandaşının sahip olduğu aynı haklara sahip olabilecektir. Anlaşmaya dahil bir ülkede usulüne uygun olarak tescil edilmiş olan marka, diğer üye devletlerde de aynen tevdie edilecek ve korunacaktır. Esas itibariyle, bir marka şekil bakımından ilk tescil edildiği ülke kanunlarına uygun ise, diğer ülkelerde de tescil için müracaat edildiğinde, o ülke kanunlarına uygun olmasa da korunur.

Paris Anlaşması’nın 1. mükerrer 6. maddesinde şu hüküm yer almaktadır:

“Birlik ülkeleri tescilin talep edildiği ülkenin yetkili makamları tarafından söz konusu ülkede bu Sözleşme’den yararlanacağı kabul olunan bir şahsa ait olduğu aynı veya benzer ürünlerde kullanıldığı herkesçe bilinen mütalaa edilen bir markanın karışıklığa meydan verebilecek surette örneğini, taklidini veya tercümesini yapan bir fabrika veya ticaret markasının tescilini gerek ülke mevzuatı müsait olduğu takdirde doğrudan doğruya, gerek ilgilinin isteği üzerine ret veya hükümsüz kılmayı taahhüt ederler”

Paris Anlaşması’nın1. Mükerrer 6. maddesine göre, menşe ülkesinde usulüne uygun tescil edilmiş olan marka, diğer üye devletlerde de aynen tevdie kabul edilecek ve korunacaktır. Bu markanın tescili, ancak işaretin korumanın talep edildiği ülkede üçüncü kişilerin kazanılmış haklarına zarar vermesi, ayrım gücünden yoksun olması, ahlak ve adaba aykırı olması ve halkı aldatıcı nitelikte olması şartıyla reddolunabilir. Üye ülkeler, aynı madde hükmü ile tanınmış markaların, bir başkası adına tescilini önlemeyi de kabul etmişlerdir.

Buradaki sorun, Paris Anlaşması’na göre tanınmış markanın nitelendirilmesidir. Paris Anlaşması’nda “umumen malum” olduğu mütalaa edilen markadan bahsedilmiştir.

Mutlak ret sebebinin tayin edilmesi için “umumen malum marka”nın tanımlanması ve tanınmış marka kavramı ile ilgisinin irdelenmesi gerekir.

TANINMIŞ MARKANIN FARKLI MAL VE HİZMETLERDE KULLANILMASI

Kural olarak bir markanın aynı veya benzeri başkaları tarafından farklı mal ve hizmetlerde kullanılabilir. Bunun istisnası KHK m. 8/IV’te öngörülmüş olan toplumsal tanınmışlık derecesine erişmiş markalardır.

Toplumsal tanınmışlık düzeyine erişmiş tescilli bir markanın aynısını farklı bir mal ya da hizmette tescil ettirmek isteyen kişinin başvurusunun önüne geçilebilmesi için üç şarttan biri aranır:

  1. a) Haksız Bir Yararın Sağlanması

Yargıtay tanınmış markanın farklı mallarda kullanılması halinde bunun toplumda yarattığı itibarından yararlanmak suretiyle haksız avantaj sağlandığını hemen hemen bütün kararlarında kabul etmektedir. Yargıtay’ın bu tutumu öğretideki hocalarımız tarafından eleştirilmektedir. Biz de eleştirilere katılıyoruz. Haksız bir avantaj sağlanıp sağlanmadığı otomatikman kabul edilmemeli bu husus irdelenmelidir. Zira bir markanın tanınmış marka olması için mevcut ve müstakbel müşterilerince tanınmış olması şartı aranmakta olup çok spesifik bir sektörde tanınmış olan bir markanın faaliyet gösterdiği sektörle hiçbir ilgisi olmayan bir sektörde kullanılması sonradan tescili talep edilen markaya şüphesiz ki bir haksız yarar sağlamayacaktır. Örneğin YKK(Özel/00994) fermuar, çıt çıt üretimi konusunda uzmanlaşmış tanınmış bir markadır ve YKK markasını taşıyan ürünler genelde tekstil üretimi yapan fabrikalara satılmaktadır. YKK markasının mesela fare kapanlarında kullanılması şüphesiz ki bu markayı kullanana haksız bir avantaj sağlamayacaktır. Bu durumda artık haksız yarar değil diğer şartların yani markanın itibarına zarar veriyor mu veya ayırt edici karakteri zedeleniyor mu bu hususlar incelenmelidir.

Toplumda tanınmışlık derecesine erişmiş bir marka ile tanınmış marka kavramları aynı olmamakla birlikte bunları birbirinden ayırt edebilecek kıstaslar da yoktur.

Toplumda tanınmışlık düzeyine erişmiş marka tanınmış marka kavramından farklı, ondan daha geniş ancak tanınmışlık derecesi itibarıyla daha düşüktür. Markanın tanınmışlığından kasıt markanın ilgili çevresince tanınmasıdır. Bir tenis sopası tenis markasının ilgili çevresi olan tenis oynayanlarca tanınıyorsa tanınmış bir markadan bahsedilebilir ancak tenis raketi markası tenis oynayanlardan daha geniş bir çevrece tanınmışsa o zaman çok tanınmış markadan bahsedilir.

Toplumda tanınmışlık derecesine erişmiş tescilli bir markanın varlığı veya benzerinin kullanımı tescil başvurusunu kendiliğinden engellemez. Ancak toplumdaki tanınmışlık derecesini bildiği veya bilmesi gerektiği halde kötü niyetle bir markayı tescil ettirmek isteyen kişinin en azından kendisine bundan haksız yarar sağlamak maksadıyla hareket ettiği kabul edilmelidir.

b)Markanın İtibarına Zarar Verilmesi

Tanınmış markaların özdeşini veya benzerini kendi mal ve hizmetleri için kullanan kişinin amacı markayı kullanmak suretiyle toplumun dikkatini çekmek ve böylece markanın temsil ettiği imajın kendi mal ve hizmetlerine devrini sağlamaktır. Bu anlamda itibarın istismarı tanınmış markanın dikkat çekme, cezp etme etkisinden yararlanma ve markanın sahip olduğu imajın devri ile gerçekleşmektedir. Ancak markanın sahip olduğu imaj devredilmese dahi markanın cezp edici ektisinden yararlanma da itibarın istismarı olarak kabul edilir.

  1. c) Markanın Ayırt Edici Karakterine Zarar Verilmesi

Markanın ayırt edici karakterine zarar verilmesi aynı anda farklı işletmelere ait markaların piyasada bulunması nedeniyle markanın ayırt etme gücünün azalmasıdır. Markanın ayırt edici karakterine zarar verilmesi daha çok ünlü markaların korunması çerçevesinde geliştirilmiş bir kavramdır.

Ayırt etme gücü somut olaydaki mal veya hizmetin bireyselleştirilmesi ile ilgili olup halkın tanınmış markanın kullanıldığı mal veya hizmete yönelmesini sağlayan bir özelliğe sahip olup olmadığı ve böylece diğer markalardan ayırt edilip edilmediğine ilişkin bir tespiti de zorunlu kılar. Markanın ayırt etme gücünün istismarından markanın dikkat çekici özelliğinin kullanılması anlaşılmaktadır. Mesela Tanınmış bir sigara markası olan “Camel” sözcüğünün Türkiye’de bir turizm işletmesine(Camel Tours) verilmesi Alman Federal Mahkemesi tarafından deveyi işaret eden Camel sözcüğünün işletme adında orta doğuyu sembolize eden bir işaret olarak yer aldığı ve sigara markası ile bağlılık içinde algılanamayacağı nedenleri ile markanın ayırt edici karakterini zedeleyici nitelikte görülmemiştir

TANINMIŞ MARKANIN FONKSİYONLARI

KÖKEN GÖSTERME FONKSİYONU:

Markanın en önemli fonksiyonlarından biri köken gösterme fonksiyonudur. Tarihte markalar ilk önce malın hangi müteşebbis tarafından yapıldığını gösterirlerdi. Marka bir malı diğer maldan ayırt etmeye yaradığı gibi, bir malın hangi kurum tarafından imal edildiğini veya piyasaya sürüldüğünü, bir hizmetin hangi kurum tarafından sunulduğunu gösterir. Köken gösterme fonksiyonu, tarih içerisinde şu süreci izlemiştir: İlk önce, marka müteşebbisi, daha sonra işletmeyi işaret etmiş ve en nihayet marka adeta malın ismi olmuştur. Diğer bir ifade ile endüstrinin gelişmesi ticaretin yoğunlaşması nedenleriyle özellikle tüketim mallarında emtianın çok değişik türde olması, aynı malın birçok firma tarafından piyasaya sürülmesi nedenleriyle, alıcı, malı üreten kişi ya da işletmeyi göz önünde tutmamaktadır. Bu halde de ayırt edici işaret malın ismi haline gelmektedir.

Alelade markalarda olduğu gibi, tanınmış markalarda köken gösterirler. Ancak tanınmış markalar çoğunlukla işletmeyi ifade ederler. Bir firma birden çok mal üretip piyasaya sürdüğü takdirde tanınmış markanın işletmeyi belirtmesi ve onun yerine geçmesi tehlikesine karşı firma markaları ortaya çıkmıştır.

Benzer mallarda tanınmış markanın ayırt edici fonksiyonu ve çekicilik gücü diğer markalarda olduğundan çok daha fazladır.

GARANTİ FONKSİYONU:

Marka malın belli bir kurum tarafından imal edilmiş veya piyasaya sürülmüş olduğunu ve dolayısıyla belli bazı niteliklere sahip olduğunu gösterir. Tüketici açısından en önemli olan, markanın bir garanti teşkil etmesidir. Genel olarak alıcı malın kimin tarafından üretildiği ya da satışa çıkarıldığı konularıyla ilgilenmez. Onun için önemli olan, daha önce satın aldığı ve memnun kaldığı malın bu gün de aynısının elde etmektir. Gerçekten, tüketici için marka değişmez bir kaliteyi ifade eder. Tüccar ise, bu güveni kaybetmemek için malın kalitesini düşürmemek gayreti içindedir.

Marka sahibi açısından ise, rakip firmalar tarafından piyasaya sürülmüş aynı mallardan kendi malı ayırt etmek önde gelen kaygıdır. Bunun için malına ayırt edici bir işaret koyar. Bu malı sembolize eden işaret bir “goodwill” oluşturur. Diğer bir deyişle, bu markaya itimat edip gelen müşteriler bir müşteri çevresi meydana getirirler. Bu durum da malın satışını tesadüflere bırakmadığı için malın sigortası olur.

Garanti fonksiyonu, tüketici yönünden bu gün beğendiği malı yarın da bulacağını, üretici bakımından ise malların satılacağını gösterir. Marka aynı malda kalitenin sembolü olduğundan, bir kararlılığı ifade eder. Tanınmış markalar alelade markalardaki kararlılıktan başka herkesin zihninde iyi kalite fikrini uyandırır.

Tanınmış marka özellikle alıcılara güven verir. Seçim anında alıcının tercihi tanınmış markaya yöneliktir. Bu da tanınmış markada yanılma şansının çok az olmasından ileri gelmektedir. Bu tercih bir malın aynı bir diğer cins maldan daha az pahalı olduğu durumlarda da söz konusu olabilir. Çoğu kez, alıcı pahalı da olsa emin olduğu için tanınmış markayı tercih eder. Ödediği bu fazla para yanılmamasının bir kefaretidir.

REKLAM FONKSİYONU:

Marka seçilirken onun özellikle reklam kabiliyetine sahip olmasına, halkın ilgisini çekmesine, göz ve kulak hafızasına hitap etmesine dikkat edilir. Örneğin, seçilen işaretin orijinalliği, kelimelerin uyum halinde ya da çarpıcı olması, bir fikir uyandırması, meşhur bir kaynaktan yararlanılması söz konusu olabilir. Ancak seçilen markanın orijinal veya yeni olması veya bir yaratıcılık unsuru taşımasına gerek yoktur. Bu yönden markalar fikir ve sanat eserleri ve endüstriyel modellerden ayrılır. Hiçbir manası olmayan, hatta çirkin olan bir kelime ya da şekil marka olarak seçilebilir. Bu işaret daha sonra kullanılma ve reklam ile ayırt edici nitelik kazanır. Sadece birkaç kelime veya harften ibaret bir marka tanınmış hale gelebilir. Örneğin Mercedes’in spor ve lüks otomobiller için kullandığı “SLK” markası ayırt edicilik niteliği kazanmış ve Mercedes marka arabalar içinde spor türünü belirleyen bir işaret haline gelmiştir. Bu marka giderek tanınmış bir marka haline dönüşmüştür. Seçilen işaret reklam vasıtası ile çekici hale getirilmeye çalışılır. Bu sayede marka uzak yerlere kadar duyurulur ve alıcılar şartlandırılır. Bunun yanında, malın kalitesinin iyi olması nedeniyle alıcı kitlesi tarafından benimsenen markanın tanınmışlığı artar ve marka bir reklam vasıtası olur.

Seçilen işaret tanınması için reklamlarda bazı faktörlerden yararlanılır ve ürünün niteliğine uygun reklamlar benimsenir. Örneğin spor giysi ve aksesuarlarında atletik yapılı erkek ve kadın mankenlerden yararlanır. Bu sıhhatli ve atletik insanlarla marka arasında bir imaj yaratılarak markanın çekiciliği ve hatırlanması amacı görülür.

Ekonomik kavgada marka önemli bir unsur haline gelmiştir. Daha önce denenmiş bir malın marka vasıtası ile birçok mal arasından seçiminin tüketici bakımından kolaylığı açıktır. Tüketici genel olarak çok düşünmeden hareket eder. Bunun yanında tanıdığı ve güvendiği markayı seçmekle sorumluluktan kurtulur.

Tanınmış markalarda reklam fonksiyonu kendini açıkça ortaya koyar. Marka tanındıktan sonra, artık markanın satın alınması söz konusu olur. Tanınmış marka yalnız markayı kullananlar üzerinde değil, markayı tanımayanlar üzerinde de etkili olur ve alım anında onların tercihini de etkiler.

Tanınmış marka aynı zamanda bir sosyal mevkiyi de tanımlar. Tanınmış markayı taşıyan veya bu markanın logosunu ihtiva eden ürünlerin kullanılması veya giyilmesi kişilerde psikolojik olarak bir tatmin duygusu yarattığı gibi, diğer kişilere karşı bir üstünlük duygusu yaratır. Tanınmış markanın kullanılması, örneğin Mercedes veya BMW markalı otomobillere sahip olmak sosyal mevkide bir aşama olarak gösterilir. Tanınmış marka kendi tanıtımını yaparken bunu kullanan kişiler de kendi reklamlarını yapmış olurlar. Tanınmış marka kullanan işletme, bu markaların kullanıldığı belirtilir ve bu şekilde müşteri çekilmeye çalışılır. Bu bakımlardan tanınmış marka müşterileri kendisine çeken bir işleve sahiptir. Tanınmış markanın sahip olduğu bu işleve teşvik edicilik işlevi de denmektedir. Bu işlevin varlığının kabulü de son derece haklıdır. Zira markanın kendisi bir çekicilik odağı haline gelmektedir. Bu türden markaları (Ör: Louis Vuitton) kullanmak, insanların bir zümreye aidiyet, sınıf atlama, takdir edilme gibi duygularını tatmin etmektir. Buna göre, önemli olan ürün değil, başlı başına markadır. Markanın yarattığı güç halesi, insanları kendisine çekmekte ve malı almaya teşvik etmektedir. Anılan olgunun en önemli sonucu markanın bir değiş tokuş aracı haline gelmesidir. Zira üründen bağımsız, tek başına büyük bir ekonomik değerin varlığı söz konusudur.

 

 

BAZI TANINMIŞ MARKA ÖRNEKLERİ

TPE Tarafından kabul edilmiş bazı tanınmış markalar:

ADİDAS                                  

ETİ

HONDA

NESCAFE

BEYMEN

CATERPİLLAR

SÜTAŞ

COCA COLA

ULUDAĞ

 

KAYNAKLAR

YASAMAN – MARKA HUKUKU

DOÇ. DR. ARSLAN KAYA- MARKA HUKUKU

TÜRK HUKUK SİTESİ

İSTANBUL PATENT

ANKARA PATENT

556 SAYILI KHK

PARİS ANLAŞMASI

separator

No comments so far!

    Comments are closed

    separator