Biz Sizi Arayalım

divider

KATMA DEĞER VERGİSİ(KDV)’NİN SPOR HUKUKUYLA OLAN İLİŞKİSİ

separator

KATMA DEĞER VERGİSİ(KDV)’NİN SPOR HUKUKUYLA OLAN İLİŞKİSİ

/ 0 Comments /

Nesnel, çok aşamalı, şahsa bağlı olmayan ve yansıtılabilir bir vergi türü olan KDV 1984 senesinde yürürlüğe giren Kanunla ülkemizde de uygulamaya konulmuştur. KDV’nin vergi kaçakçılığını azaltması ve vergi hasılatına önemli fayda sağlaması sebebiyle idare açısından uygulaması avantajlı bir vergi türüdür. Bu avantajlarla birlikte KDV’nin kolay uygulanabilir ve diğer vergi sistemleriyle uyum sağlayabilir bir vergi çeşidi olarak tercih edilmektedir.

 

Spor faaliyetleri açısından bakıldığında ise ticari işletmeler haline gelen spor kulüpleri tarafından kar amacıyla yapılan işlemlerin KDV’ye tabi olduğu açıktır. Bununla birlikte salt spor ve idman faaliyetleri için yapılan giderlerin ise KDV’den muaftır.

 

Uygulamaya açıklık getirilmesi amacıyla ise KDV 55 Seri Numaralı Genel Tebliği yayınlanarak karışıklar giderilmek istenmektedir.

 

Çalışmamın ilk bölümünde KDV’ye genel bir giriş yaparak ülkemizde uygulanmasını ve avantajlarını/dezavantajlarını; KDV konusunu teşkil eden işlemleri ve KDV’nin istisnalarını değerlendireceğim.

 

İkinci bölümde amatör/profesyonel sporcu ayrımı dikkate alınarak KDV’nin sporcular, spor kulüpleri ve idari kuruluşlar tarafından uygulanmasını inceleyeceğim.

 

Üçüncü bölümde ise reklam, spor-toto, aidat-bağış, maç biletleri, yayın hakkı, lisans-tescil işlemleri, futbolcu transferleri açısından gelirleri irdeleyerek çalışmama son vereceğim.

 

KATMA DEĞER VERGİSİNİN SPOR HUKUKUYLA OLAN İLİŞKİSİ

 

  1. I) KATMA DEĞER VERGİSİ (KDV)

 

  1. A) Katma Değer Vergisi’nin(KDV) Tanımı ve Unsurları

 

Katma değer vergisi, üretim-tüketim zincirinin her aşamasında malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkan tanıyarak değer artışını temel alan nesnel, çok aşamalı, gayri şahsi, yansıtılabilir ve genel bir satış vergisidir.

 

Katma değer vergisi, genel anlamıyla harcamalar üzerinden alınan vergiler olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda satış bedeli ile maliyet arasındaki fark olarak ortaya çıkan katma değer vergisi aşağıdaki unsurlardan oluşmaktadır:

 

  1. B) Katma Değer Vergisi’nin Ülkemizde Yürürlüğe Girmesi ve Uygulanma Gereksinimi

 

Katma Değer Vergisi, ülkemizde 2 Kasım 1984 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu(KDVK) ile uygulanmaya başlamıştır.

 

3065 sayılı KDVK başlı başına bir vergi kanunu olsa da Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesi vergi kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceğini, lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarındaki hükümlerin konuluşundaki amaç, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan ilişkisi dikkate alınmak suretiyle uygulanabileceğini hükme bağlamıştır.

 

KDV’nin ülkemizde uygulanmasını gerekli kılan ana unsurları ise  şu şekilde sıralayabiliriz:

 

  • Vergi adaletinin sağlanması,
  • KDV’nin vergi hasılatına olan olumlu etkisi,
  • Vergi kaçakçılığının azalmasına etki sağlaması,
  • Uygulama kolaylığı,
  • Vasıtasız vergi sistemini tamamlayıcı niteliği sahip olması,
  • Diğer ülkelerin vergi sistemleriyle uyumun kolaylıkla sağlanabilmesi.

 

  1. C) Katma Değer Vergisi’nin Uygulamadaki Avantajları ve Dezavantajları

 

KDVK’nın yürürlüğe girmesinden sonra KDV uygulamasında çeşitli avantajların ve dezavantajların ortaya çıktığı ileri sürülmekte olup; KDV’nin avantajları ve dezavantajları genel hatlarıyla şu şekilde sıralanabilir:

 

C.1) KDV’nin Avantajları

 

  • Katma değer vergisi, konusunun çok geniş olması nedeniyle, net vergi hâsılatı açısından olumlu bir vergi türüdür.
  • Katma değer vergisi, yatırımları ve ihracatı teşvik eder. Yatırımlar, alışta borçlanılan vergilerin indirilmesiyle, ihracat ise tam istisna uygulamasıyla vergiden arındırılır.
  • Kapsamının oldukça geniş olması nedeniyle düşük oranlı uygulanabilen katma değer vergisi, vergi kaçakçılığını en alt düzeye indirir.
  • Vergi yükü, üretime katılan değer oranında, çeşitli sektörler, aşamalar ve kişiler arasında yayılır. Bu durum vergi yükünün adaletli dağıtılması açısından olumludur.
  • Katma değer vergisi, mal ve hizmet akımını ve kaynakların dağıtımını hiçbir şekilde etkilememektedir.
  • Teorik olarak katma değer vergisi, gümrük ve özel tüketim vergilerinde ithalatında birlik sağlamaya ve bütün dolaylı vergilerin çıkış ülkesi esası üzerinden uygulamasına imkân vermektedir.
  • Vergi, malın her el değiştirişinde alındığından, üretimden tüketime kadar ne derece az el değiştirirse o kadar az vergi ödenmekte ve maliyet düşmektedir.
  • Bu durum gereksiz el değiştirmelerin ve aracıların önlenmesini sağlayan önemli bir etkendir.
  • Katma değer vergisi, malın artan değeri ile birlikte arttığından, milli gelir artışlarını, diğer bir dolaylı vergiden çok daha iyi izler ve vergi sistemine yapısal bir esneklik getirmiş olur.
  • Katma değer vergisi bazı yönlerden tarafsız bir vergidir. Bu vergi ile endüstriyel yapı ve ekonomik kaynakların dağılımı, optimal denge noktasından ciddi ölçüde sapmaz. Çünkü vergi sonuçta üretim birimleri üzerine değil, tüketiciler üzerinde kalmaktadır.
  • Tüketimi hedef alan diğer vergiler gibi Katma Değer Vergisi tasarrufları teşvik eder, enflasyonist baskıları önler. Hatta fiyat artışları ile savasın yeni bir aracı olarak nitelendirilmektedir.
  • Katma Değer Vergisi sektörler arasında haksız rekabeti önler, dengeli sanayileşmeye ortam hazırlar, vergisiz sektörler yaratmaz.
  • Vergi indiriminden yararlanmak için katma değer vergisinin belgeye bağlanması, vergide oto kontrol mekanizmasının kurulmasını sağlamaktadır.
  • Katma Değer Vergisi, tüketimi kısma aracı olarak, selektif vergilere oranla daha genel ve etkili bir araçtır. Bu yönü ile Katma değer vergisi otomatik stabilizör niteliğindedir.
  • Katma değer vergisi, ekonomik kalkınma ve politika ile ilgili olarak daha düzenli ve güvenilir rakamlar sağlamaya yardımcı olabilir.
  • Katma değer vergisi, uluslar arası ekonomik bütünleşmeler ve uluslar arası ticaretin geliştirilmesi açısından en uygun vergidir.

 

C.2) KDV’nin Dezavantajları

 

  • Katma değer vergisi, özellikle muhasebesi gelişmemiş olan küçük firmalar açısından karışık bir nitelik göstermektedir.
  • Tek aşamalı bir vergiden katma değer vergisine geçilen bir ülkede vergi mükellefleri birkaç kat artmakta, bu ise vergi idaresinin masrafların yükseltmektedir.
  • Katma değer vergisinde gerektiği yerde istisna konulması ve çesitli maddelerde vergi oranlarının farklılaştırılması diğer satış vergilerinden daha güçtür. İstisnaların fazla olması sistemin işleyişini bozabilir.
  • Hizmetlerin, katma değer vergisi dışında tamamlayıcı bazı vergilere tabii tutulması, verginin genelliğini bozmaktadır. Servis isletmelerinde satılan malların vergiye dâhil olması durumunda ise fiyat yapısında sapmalar ortaya çıkmakta ve vergi maliyetlere eklenmektedir.
  • Katma değer vergisi, ihraç mallarının fiyatlarının yükselmesine ve sonuçta satıs imkânlarının kısıtlanmasına yol açmaktadır.

 

  1. D) Katma Değer Vergisinin Konusunu Teşkil Eden İşlemler

 

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun(KDVK) 1. maddesinde Türkiye’de yapılan aşağıdaki işlemlerin bu kapsamda olduğu düzenlenmiştir:

 

  • Ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler,
  • Her türlü mal ve hizmet ithalatı,
  • Diğer faaliyetlerden doğan teslim ve hizmetler:

 

 

  • Posta, telefon, telgraf, teleks ve bunlara benzer hizmetler ile radyo ve televizyon hizmetleri,
  • Her türlü şans ve talih oyunlarının tertiplenmesi ve oynanması,

 

  1. c) Profesyonel sanatçıların yer aldığı gösteriler ve konserler ile profesyonel sporcuların katıldığı sportif faaliyetler, maçlar, yarışlar ve yarışmalar tertiplenmesi, gösterilmesi,
  2. d) Müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışlar ile 10.2.2005 tarihli ve 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu’na göre düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimi,e) Boru hattı ile ham petrol, gaz ve bunların ürünlerinin taşınmaları,
  3. f) Gelir Vergisi Kanunu’nun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri,
  4. g) Genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların veya bunlara ait veya tabi diğer müesseselerin ticarî, sınaî, ziraî ve meslekî nitelikteki teslim ve hizmetleri,
  5. h) Rekabet eşitsizliğini gidermek maksadıyla isteğe bağlı mükellefiyetler suretiyle vergilendirilecek teslim ve hizmetler.
  6. E) Katma Değer Vergisinin İstisnaları

 

KDVK’nin 11-19. maddeleri arasında katma değer vergisinden müstesna olan hükümler aşağıdaki gibi düzenlenmiştir:

 

  • İhracat İstisnası:

 

– Mal ve hizmet ihracatı

– İhracat teslimi ve yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler

 

  • Araçlar, Petrol Aramaları ve Teşvik Belgeli Yatırımlarda İstisna:

 

– Araçlar, kıymetli maden ve petrol aramaları ile ulusal güvenlik harcamaları ve yatırımlarda istisna,

 

  • Taşımacılık İstisnası:

 

  • Transit taşımacılık

 

  • Diplomatik İstisnalar

 

  • İthalat İstisnası

 

  • Sosyal ve askeri amaçlı istisnalarla diğer istisnalar

 

 

  1. KDV’NİN SPOR HUKUKUYLA OLAN İLİŞKİSİ

 

  1. A) KDVK Kapsamında Amatör/Profesyonel Sporcu Ayrımı

 

KDVK’nın 1. maddesinin 3/c alt fıkrası, “Profesyonel sanatçıların yer aldığı gösteriler ve konserler ile profesyonel sporcuların katıldığı sportif faaliyetler, maçlar, yarışlar ve yarışlar tertiplenmesi, gösterilmesi” faaliyetlerinin KDVK kapsamında olduğunu açıkça düzenlenmiştir.

 

KDVK’nın burada getirdiği profesyonellik ayrımı KDVK’nın 1 seri numaralı Genel Tebliği’nin vergi konusu başlığını taşıyan, vergiye tabi işlemler alt başlığının 5. alt bendinde de “Profesyonel sanatçıların yer aldığı gösteriler ve konserler ile profesyonel sporcuların katıldığı sportif faaliyetler, maçlar, yarışlar ve yarışmalar tertiplenmesi ve gösterilmesi katma değer vergisine tabidir.” Şeklinde belirlenmiştir.

 

Aynı maddenin devam metnine göre;

 

Amatör nitelikli faaliyetlerin bu kapsamda vergi dışında bırakıldığı ve amatör/profesyonel ayrımının da sanatçı yada sporcunun bu faaliyetler karşısında gelir elde edip etmemesi ayrımından hareketle belirlenebileceği kayıt altına alınmıştır. Dolayısıyla amatör/profesyonel ayırımı yapılırken sporcu ve sanatçıların katıldıkları gösteri konser, maç, yarış ve benzeri organizasyonlar nedeniyle ferdi olarak veya bağlı bulunduğu kurum, kuruluş, organizasyon, kulüp veya benzeri teşebbüsler aracılığı ile belli bir gelir elde edip etmediğine bakılmalıdır. Eğer sporcu ve sanatçı söz konusu faaliyetleri nedeniyle bir menfaat yahut gelir elde ediyorsa ya da bu faaliyetleri ticari bir organizasyon içerisinde yapıyorsa mutlak surette KDVK’ya tabi olacaktır.

 

Danıştay 11. Dairesi’nin konuya ilişkin 1995/5203E. ve 1997/133 sayılı kararı “(6-12 yaş grubu) sporcu yetiştirip, eğitmek, öğretmek, ulusal ve uluslar arası karşılaşmalar düzenlemek, antrenör yetiştirmek gibi faaliyetlerde bulunduğu, bu faaliyetler için GSGM’ye tescil yaptırarak kulüp unvanı aldığı, faaliyetleri eğitim ve kültür amacına yönelik olmasına karşın KDVK’nın 17/1 maddesi gereği söz konusu dernek kamuya yararlı dernek statüsünde olmadığı için gerçekleştirmiş olduğu işlemler KDV’ye tabidir.” şeklindedir.

 

  1. B) KDVK ve KVK KAPSAMINDA YER ALAN DÜZENLEMELER KARŞISINDA DERNEKLERİN DURUMU

KDVK’1. maddesinin 3/g alt fıkrası gereğince; genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların veya bunlara ait veya tabi diğer müesseselerin ticarî, sınaî, ziraî ve meslekî nitelikteki teslim ve hizmetlerinin de KDV’ye tabi olacaktır.

Tıpkı Kurumlar Vergisi(KVK)’nde olduğu gibi KDV’de de dernek ve vakıflar doğrudan mükellef olarak kabul edilmemiş; bunlara ait veya tabi olan müesseseler mükellef olarak kabul edilmiştir.

KVK’nın “Muafiyetler” başlıklı 4.maddesinin (j) alt fıkrasında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş spor kulüplerinin idman ve spor faaliyetlerinde bulunan iktisadi işletmeleri ile sadece idman ve spor faaliyetlerinde bulunan anonim şirketlerin bu kapsamda muafiyete tabi oldukları açıktır.

Ancak yukarıda belirtmiş olduğum düzenlemenin aksine KDVK’da bu müesseselerin teslim ve hizmetlerini kapsam dışı bırakan bir hüküm bulunmamaktadır. Bu düzenlemenin tek istisnası ise md.17’ deki kamuya yararlı dernek olma koşulu yahut md.17/b’ de belirtilen spor tesisi işletmek suretiyle ifa edilen kültür ve eğitim faaliyetlerine ilişkin teslim ve hizmetlerdir.

Bu sebeplerden ötürü de spor kulüplerine ait olan lokal, spor okulu, otopark işletmesi vb. gibi müesseselerin ticari nitelikteki teslim ve hizmetleri KDVK md.1/3-g; sadece idman ve spor faaliyetlerinde bulunan anonim şirketlerin ise her türlü teslim ve hizmetleri de yine aynı Kanun’un md.1/1 fıkrası gereğince KDV kapsamındadır.

  1. C) 55 SERİ NUMARALI KDV GENEL TEBLİĞİ

KDV’nin sporun başlıca sujeleri ile olan ilişkisi 55 Seri Numaralı Tebliğ ile düzenlenmekte ve uygulamaya önemli bir açıklık getirmektedir.

55 Seri Numaralı KDV Genel Tebliği, profesyonel sporcuların katıldığı futbol faaliyetleri esas alınmak üzere bu faaliyetlerin yürütülmesinde taraf olan spor kulüpleri, Türkiye Futbol Federasyonu(TFF) ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün söz konusu faaliyetlerinin KDV karşısındaki durumu hakkında uygulamaya kolaylık getirmesi ve ortaya çıkabilecek karışıklıkların giderilmesi amacıyla 30 Mayıs 1996 tarih 22651 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Bahse konu tebliğ yukarıda da belirttiğim gibi 3 farklı suje açısından düzenlenmiştir. Bu çalışmada da 55 Seri Numaralı KDV Genel Tebliği doğrultusunda tarafımdan da 3 farklı açıdan inceleme yapılacaktır.

C.1) Spor Kulüpleri Açısından Uygulama

 

Ülkemizdeki profesyonel futbol faaliyetleri 2908 sayılı Dernekler Kanunu’na göre kurulan ve faaliyet gösteren dernek vasfına sahip kuruluşlar yada kamu idare ve müesseselerine ait idman ve spor müesseseleri eliyle gerçekleştirilmektedir.

 

Spor kulüpleri, profesyonel takımlarını Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmuş olan veya kuracakları anonim şirketlere devredebilirler. Yani profesyonel spor faaliyetlerinin yalnızca dernekler tarafından değil anonim şirket statüsüne sahip kuruluşlarca da yapılabileceği açıktır.

KDVK’nın 1/1 ve 1/3 maddelerinde hükme bağlandığı üzere dernekler ile kamu idare ve müesseselerinin faaliyetleri doğrudan KDV’nin konusuna alınmamış, bu kuruluşlara ait veya tabi olan müesseselerin teslim ve hizmetlerinin vergiye tabi olduğu belirlenmiştir. Bu belirleme gereğince de idman ve spor müesseselerine sahip dernekler ile kamu idare ve müesseseleri bu statüleri ile verginin mükellefi olmayıp, yalnızca bu müesseselere ait veya tabi olan iktisadi işletmeleri nedeniyle mükelleftirler. Anonim şirket statüsünde sportif faaliyetlerde bulunan kuruluşların bütün teslim ve hizmetlerinin ise KDVK md.1/1 gereğince vergiye tabi olduğu açıktır.

Spor kulübü dernekleri amatör ve profesyonel spor faaliyetleriyle birlikte başka alanlarda da faaliyet gösteren müesseselere sahip olabilirler. İktisadi işletme niteliğinde olan profesyonel futbol şubeleri, sosyal tesis, lokal, otopark, spor okulu ve kursu, spor sahaları, sağlık merkezleri, plaj tesisleri ve benzeri iktisadi işletmelerin teslim ve hizmetleri yukarıda da açıklandığı üzere KDV kapsamında olacaktır.

KDVK md.1/3-g uyarınca profesyonel futbol şubelerinin KDV kapsamına giren teslim ve hizmetleri şu şekildedir:

  • Maç hasılatları,
  • Spor toto-loto ve lotogol isim hakkı gelirleri,
  • Spor malzemesi ve hediyelik eşya satışı,
  • Yayın hakkı gelirleri,
  • Reklam gelirleri,
  • Diğer gelirleri.

 

Futbolcu transferleri ve kiralamaları karşılığında kulüpler tarafından elde edilen gelirler ise bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceğinden KDV’nin konusuna girmemektedir.

 

C.2) Türkiye Futbol Federasyonu(TFF) Açısından Uygulama

 

5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 1. maddesi doğrultusunda her türlü futbol faaliyetlerini milli ve milletlerarası kurallara göre yürütmek, teşkilatlandırmak, geliştirmek ve Türkiye’yi futbol konusunda yurt içinde ve yurt dışında temsil etmek amacıyla TFF kurulmuştur.

 

TFF, profesyonel futbol faaliyetlerini düzenleme hizmeti karşılığında maç hasılatlarından, Spor Toto-Loto gelirlerinden pay almakta ve ayrıca milli maç hasılatları ile yayın ve reklam gelirleri elde etmektedir. Bahse konu faaliyetler iktisadi işletme kapsamına girdiğinden, bu faaliyetler için KDV hesaplanacak ve TFF tarafından beyan edilerek ödenecektir. TFF, aldığı paylar için ilgili kuruluşlara(maç hasılatları için kulüplere, Spor  Toto-Loto için Teşkilat Müdürlükleri’ne) fatura veya benzeri belge düzenleyecektir. Milli maç hasılatlarını ise giriş biletleriyle belirleyecektir.

C.3) Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü(GSGM) Açısından Uygulama

 

Ülkemizde oynanan profesyonel futbol müsabakalarının birçoğu mülkiyeti GSGM’ye ait olan statlarda oynanmaktadır. GSGM tarafından kulüplere kiralanan yahut tahsis edilen statlar için ödenen kira veya benzeri tahsis bedelleri KDV’nin konusuna girmemektedir.

 

Ancak yine bu statlarda yer alan büfe ve benzeri yerlerin kiraya verilmesi veya işletilmesi, ticari faaliyet niteliğinde olduğundan KDV’ye tabi olacaktır.

 

C.4) Defter Tutma Yükümlülüğü ve İndirim

 

Yukarıda belirtmiş olduğum kuruluşlardan vergiye tabi mal ve hizmet ifalarında bulunanlar KDV mükellefiyetlerini tesis ettirmek ve VUK hükümlerine göre defter tutmak ve belge düzenlemek zorundadırlar.

 

Spor kulüplerinin iktisadi işletmelerinin TFF ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne bağlı spor müdürlüklerinin vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den, sadece vergiye tabi işlemler için yüklenilen KDV’nin indirilmesi mümkündür. Yani vergiye tabi olmayan işlemleri nedeniyle ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması söz konusu olmayıp; bu vergilerin gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması gerekmektedir. Ancak vergiye tabi olan veya olmayan işlemler için birlikte yapılan ve ayrılması mümkün olmayan ortak harcamalara ilişkin KDV indirim konusu yapılabilecektir.

Bu açıklamalar çerçevesinde spor kulüpleri, tamamen amatör spor faaliyetlerine ilişkin olarak yaptıkları harcamalar için ödedikleri KDV’yi indirim konusu yapamayacaklardır. Ancak, şirket olarak faaliyet gösteren ve tüm faaliyetleri ticari nitelikte sayılan spor kulüpleri böyle bir ayrım yapmaksızın, amatör spor faaliyetlerine ait yüklendikleri KDV’yi de indirebileceklerdir.

  1. KATMA DEĞER VERGİSİ AÇISINDAN GELİRLERİN İRDELENMESİ

 

    1. Reklam Gelirleri Açısından

30 Seri Numaralı KDV Genel Tebliği’nin F/2 bölümünde reklamı alanların gerçek usulde KDV mükellefiyetinin olmaması durumunda reklamı verenlere sorumluluk yüklemektedir. Ancak profesyonel futbol şubeleri, KDV kapsamında yer alan faaliyetleri nedeniyle gerçek usulde KDV mükellefi olduklarından, doğrudan kendilerine verilen reklam hizmetlerine ait KDV genel esaslara göre spor kulüpleri tarafından beyan edilecek, dolayısıyla sorumluluk uygulaması söz konusu olmayacaktır.

Yayın hakkı ve reklam hizmetleri karşılığı elde edilen gelirlere ait KDV, bu hizmetlerin yapılmasından önce fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmiş olması halinde düzenlendiği vergilendirme döneminde, aksi halde hizmetin gerçekleştiği her bir vergilendirme dönemi itibariyle hesaplanıp beyan edilecektir.

    1. Spor Toto-Loto, İddaa Gelirleri Açısından

KDVK’nın 1/3-b fıkrasında, spor toto oynanması verginin konusuna alınmış, 8/e maddesinde ise verginin mükellefinin verginin mükellefinin spor toto teşkilat müdürlüklerinin olduğu belirtilmiştir.

İsim hakkının satışı ile ilgili olarak KDV, müşterek bahislerin oynandığı haftalar ve/veya periyodik dönemler itibariyle doğacaktır ve buna göre faturalandırılacaktır.

    1. Üye Aidat Gelirleri, Bağış ve Yardımlar

Üye aidat gelirleri, ödüller, bağış ve yardım gelirleri ile şampiyonluk yıllarında arızi olarak düzenlenen yemek ve piyango gelirleri devamlılık unsuru taşımadığı sürece iktisadi işletme kapsamında değerlendirilemeyeceğinden KDV’nin konusuna girmeyecektir.

    1. Maç Biletleri ve Hasılat Gelirleri

Profesyonel sporcuların katıldığı futbol faaliyetlerine ilişkin olarak düzenlenen biletler, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu(VUK) hükümlerine uygun olacak ve bilet bedeli KDV dahil olarak belirlenecektir. Profesyonel futbol şubelerinin teberrulu, sezonluk bilet ve giriş kartlarının toplam satış bedeli KDV dahil olarak belirlenecek ve bunların satışının yapıldığı vergilendirme döneminde beyan edilecektir. Kombine bilet bedelleri de normal bilet ile benzer hükümlere sahip olsa da aradaki tek fark vergiyi doğuran olayın ortaya çıkış tarihidir.

Karşılaşma hasılatı, elde eden dernek yada anonim şirket tarafından beyan edilmek durumundadır. TFF, kendi mevzuatı doğrultusunda maç organizasyonları düzenlemesi sebebiyle %10 pay almakta olup; bu bedeli hasılat sahibi dernek yada şirket adına faturalandıracaktır. Milli müsabakalar, stat kiralamama, ev sahibi bulunmayan özel amaçlı müsabakalarda ise TFF mükellef olacaktır.

    1. Piyango, Balo, Konser, Konferans ve Kurs Gibi Diğer Faaliyet Gelirleri

Dernek tarafından yapılacak olan piyango, balo, konser, konferans, kurs vb. faaliyetler hacim ve önem itibariyle ticari bir nitelik taşımadığı takdirde iktisadi işletme ortaya çıkmış olmayacağından KDV konusu dışında yer alacaktır.

Ancak bu faaliyetlerin süreklilik arz etmesi, elde edilen gelirin fazla olması halinde KDV’ye tabi olacaktır. Bununla birlikte profesyonel sanatçıların yer aldığı konser veya gösterilerin düzenlenmesi de tartışmaya gerek kalmaksızın KDV kapsamındadır.

    1. Yayın Hakkı Gelirleri

TFF, spor kulübü dernekleri ve sportif faaliyetle iştigal eden anonim şirketlerin profesyonel takımlarının, müsabaka yayın hakkı gelirlerinin satışından elde edecekleri gelirin KDV’ye tabi olacağı tartışmasızdır. Burada KDV’yi doğuran olay, profesyonel futbol müsabakasının icra edilmesi yani gösterinin düzenlenmesidir.

    1. Lisans, Tescil ve Vize İşlemleri

Sporcuların tescil, vize ve lisans işlemleri sırasında TFF ve GSGM tarafından çeşitli ücretler alınmakta olup; bu ücretler harç niteliğinde kabul edildiğinden KDV’ye tabi olacaktır. Bu konuda yaşanan ihtilaflar sebebiyle Anayasa Mahkemesi’ne bulunulan başvuru neticesinde her türlü lisans bedelinin KDV kapsamında olduğu kabul edilmiştir.

    1. Bedelsiz Olarak Yapılan Mal Teslimi ve Hizmet İfaları

55 Seri Numaralı KDV Genel Tebliği’yle uygulamada tereddüde düşülen konulardan bedelsiz olarak yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları şu şekilde düzenlenmiştir:

KDVK md.17/2-b maddesi gereğince de kanunların gösterdiği  lüzum gereğince bedelsiz olarak yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları ile KDVK md.3/g’ de sayılan kurum ve kuruluşlara bedelsiz olarak yapılan her türlü mal teslimi ve hizmet ifalarının KDV’ye tabi olmadığı belirlenmiştir. Yani bu madde doğrultusunda düzenlenecek olan serbest giriş kartlarına KDV uygulanmayacaktır.

    1. Futbolcu Transferleri

KDVK md.1/3-g’ de profesyonel futbol şubelerinin KDV kapsamına giren teslim ve hizmetleri yer almaktadır; bu madde uyarınca futbolcu transferleri ve kiralamaları karşılığında kulüpler tarafından elde edilen gelirler bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceğinden KDV’nin konusuna girmemektedir.

Her ne kadar bonservis bedeli, futbolcu satışı ve kiralanması hususunda doktrinde tartışmalar devam ediyor olsa da KDV 55 Seri Numaralı Genel Tebliği doğrultusunda bu bedellerin KDV dışında yer aldığı açıktır.

  1. SONUÇ

Çalışmayı özetlemek gerekirse ülkemizde KDV’nin spor hukuku uygulamalarına yansımasının ana ayrımı amatör/profesyonel faaliyetten kaynaklanmaktadır.

Spor hukuku açısından KDV’nin ilk dayanağı KDVK olmakla birlikte uygulamaya büyük açıklık getiren KDV 55 Seri Numaralı Genel Tebliği de önemli bir kaynak oluşturmakta ve uygulamaya esas teşkil etmektedir.

KDV Spor Toto-Loto gelirleri, maç biletleri ve hasılatları, yayın hakkı gelirleri gibi bazı gelir kalemlerinde uygulanırken bağış, arızi olarak yapılan ve iktisadi faaliyet olmayan balo-konferans-kurs gibi faaliyetler KDV’nin konusuna girmeyecektir.

 

KAYNAKÇA

 

  • Aydemir, Birol; Türkiye’de katma değer vergisi uygulamasının değerlendirilmesi ve efektif katma değer vergisi oranlarının hesaplanması, Ağustos 1996

 

  • Şemin, İsmet; Katma Değer Vergisi, TBMM Basımevi, Ankara 1984

 

  • Başaran, Murat; Atay, Tezcan; Spor ve Sporcunun Vergilendirilmesi ve Vergi Avantajları, Haziran 2003

 

  • Prof.Dr.Nihal Saban, Vergi Hukuku, Aralık 2006

 

  • Kazancı mevzuat ve içtihat bilgi bankası

 

 

separator

No comments so far!

Comments are closed

separator