Biz Sizi Arayalım

divider

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

separator

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu

/ 1 Comments /

Türk Ceza Kanunu’nun Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar başlıklı bölümünde yer alan 299. Maddede Cumhurbaşkanı’na hakaret suçu düzenlenmektedir.

T.C. Anayasası’na göre, Cumhurbaşkanı devletin başıdır ve bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder. Bu nedenledir ki Cumhurbaşkanına Hakaret suçu, kişilere ve şerefe karşı suçlar içerisinde değil Devlete karşı işlenmiş suçlar bölümünde düzenlenerek Devleti temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığının korunması amaçlanmıştır. Devlete karşı işlenen suçlardan bir kısmının gerçek mağdurunun makamı temsil eden gerçek kişi olmakla birlikte, Devlete ilişkin hukuki yararın korunması, kişiye nazaran daha üstün tutulmuştur.

Kişilere karşı işlenen hakaret suçlarıyla ilgili yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunun Cezası Nedir?

TCK 125. maddede düzenlenen hakaret suçunda ceza miktarı üç aydan iki yıla kadar hapis olarak belirlenmişken, suçun mağdurunun cumhurbaşkanı olması durumunda bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası olarak düzenlenmiştir. Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.

Cumhurbaşkanına Sosyal Medyadan Hakaret

Cumhurbaşkanına hakaret suçunun internet ortamında sosyal medya siteleri veya uygulamaları üzerinden işlenmesi halinde de bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açılabilecek ve suçun aleni olarak işlenmesi nedeniyle de verilecek ceza ağırlaştırılacaktır.

Kişilere karşı sosyal medyadan işlenen hakaret suçuyla ilgili yazımızı buraya tıklayarak görüntüleyebilirsiniz.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunun Alenen İşlenmesi

Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. Yani cumhurbaşkanına karşı hakaret suçunun özellikle yazılı, görsel basın ile internet ortamı ve sosyal medya siteleri üzerinden gerçekleşmesi durumunda suça tayin edilecek cezanın 1/6 oranında ağırlaştırılması gerekmektedir.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Şikayete Bağlı mıdır?

Cumhurbaşkanına hakaret suçu genel hakaret suçundan ayrı olarak değerlendirilmekte ve suçun mağdurunun şikayeti aranmaksızın cumhuriyet başsavcılıkları tarafından re’sen soruşturma yapılmaktadır. Yani cumhurbaşkanına hakaret suçu şikayete bağlı değildir. 

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Uzlaştırmaya Tabi midir?

Türk Ceza Kanunu’nda cumhurbaşkanına hakaret suçu uzlaştırmaya tabi suçlar arasında sayılmamaktadır. Bu nedenle de cumhurbaşkanına hakaret suçunda uzlaştırma yoktur.

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu, İfade Özgürlüğü ve Ağır Eleştiri

Yargıtay aşağıda detaylarını paylaştığımız kararda cumhurbaşkanına hakaret suçu, ifade özgürlüğü ve ağır eleştiri arasındaki ilişkiyi şu şekilde değerlendirerek hüküm vermiştir.

(Yargıtay 16. Ceza Dairesi 13.03.2020 tarihli ve 2019/11074 Esas ve 2020/2040 Karar sayılı İlamı)

“…

Demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden birini ve toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade hürriyeti sadece kabul gören veya zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir. Bunlar demokratik bir toplumun olmazsa olmaz tolerans ve hoşgörüsünün gerekleridir. ( T., Erdem Sancaktar, Türkiye’nin İnsan Hakları sorunu 2. baskı sy 462 )

Ancak mutlak haklardan olmayan ifade hürriyetinin sonsuz ve sınırsız olmadığı, kısıtlı da olsa belli şartlarda sınırlandırılabileceği de aynı metinlerde yer bulmuştur. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 10/2 maddesine göre; görev ve sorumluluklar da yükleyen bu hakkın kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda başkalarının şöhret ve haklarının korunması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir. Anayasanın 26/2. maddesine göre de: “Bu hürriyetlerin kullanılması… başkalarının şöhret veya haklarının… korunması amaçlarıyla sınırlanabilir.”

İfade özgürlüğünün sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin dar yorumlanması, sınırlandırma için önemli bir toplumsal ihtiyaç veya zorunluluğun bulunması, bu sınırlandırmanın meşru bir amacı gerçekleştirmek için yapılması, sınırlandırmada aşırıya gidilmemesi ve her halükarda hakkın özünü zedelemeyecek ölçüde yapılması gerekmektedir.

İftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzeni cebir yoluyla değiştirmeye yönelen nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle ceza yaptırımlarına bağlanmaktadır.

Bu doğrultuda Cumhurbaşkanına Hakaret suçları TCK 299. maddede yaptırıma bağlanmıştır. Suçun koruduğu hukuki yarar yukarıda da izah edildiği üzere Cumhurbaşkanının şeref ve saygınlığıdır. Bu suçun oluşumu için “Onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun düşünce veya duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibari ihlal edici olduğu, toplumda hakim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunun tayininde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir. Bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez” ( Erman, hakaret ve sövme suçları sy 80 vd )

Demokratik toplumlarda siyasiler, üst düzey bürokratlar ile kamuya mal olmuş kişiler, diğer insanlara nazaran ağır eleştirilere daha fazla katlanmalıdırlar. Ancak hakarete hiçbir kimse katlanmak zorunda değildir. İfade hürriyeti bakımından eleştiri ve hakaret ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken kavramlardır. Kaba sövme hiçbir koşulda eleştiri olarak kabul edilemez. Türk toplumunun önemli bir kesiminin kendilerini siyasi liderleriyle özdeşleştirdiği, liderlerine yapılan ve kamuya yansıyan hakaretleri kendilerine yapılmış gibi algılayarak aşırı reaksiyon gösterdikleri, bu hakaretlerin toplumdaki kutuplaşmayı artırdığı, hakaret ve sövme fiillerinin, adi olaylarda dahi birçok öldürme ve nitelikli yaralamalara sebebiyet verdiği gözetildiğinde, bu fiillerin orantılı bir yaptırıma bağlanmasının toplumsal barışın ve kamu düzeninin korunması bakımından da demokratik toplumda zorlayıcı bir ihtiyacın karşılanması kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Sanığın sübutu kabul edilen facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde 16/07/2016 tarihinde, “bir de sokaklara dökülün diyor reis; bu kez sokağa çıkma yasağına uyuyorum. Şimdi git eline beline silah dolayıp üzerimize saldığın askerlerin korusun seni. Militarizm senin taktiğindi. Tabi senaryoda olur mu olur…Darbeye izin vermedik çünkü biz güçlüyüz bizi seçin kafası bu halka cazip gelir” şeklindeki paylaşımlarının, rahatsız edici olduğu görülse de siyasi içeriği itibariyle, iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici nitelik taşımaması nedeniyle demokratik toplumda siyasi kişiliklerden beklenen hoşgörü kapsamında değerlendirilmesi gereken ağır eleştiri olarak kabul edilmesinde hukuki isabetsizlik bulunmadığından kanun yararına bozma isteminin 1 numaralı talep yönünden reddine…”

Görüldüğü üzere yargı makamları da her eleştiriyi ve hatta her ağır eleştiriyi hakaret olarak değerlendirmemek gerektiğine hükmetmiş; ifade özgürlüğü kapsamında ağır eleştiriye dahi izin vermiştir. Uygulamada bu görüşün ne derece kararlara esas alındığı tartışmalıdır.

 

separator

Comments 1

    Comments are closed

    separator